CİLDİNİZ VE HAVA KİRLİLİĞİŞehir yaşamı" olarak adlandırılan
yeni hayat tarzı, modern kadının cildini tam anlamıyla hırpalar. Oysa
gündelik koşuşturmanın arasında her kadın, sağlık ve çekiciliğin şartı,
hatta göstergesi olan pürüzsüz, canlı ve kadifemsi bir ten hayal
eder.
Cildi olabildiğince korumak için, düşmanı iyi tanımak
ve gerekli bakımın her adımını önemsemek şarttır. Metropollerin çılgın
ritminde cildinize bir "nefes" vermek için konuyu biraz daha yakından
inceleyin...
HAVA KİRLİLİĞİ NEDİR VE CİLDE NASIL ZARAR VERİR?

Hava
kirliliği, saf havada oluşan bir değişiklik ya da dengesizlik veya
farklı bir deyişle, saf havanın içeriklerinin dengesizliğiyle birlikte
havaya eklenen yabancı maddelerdir. Çevreyle doğrudan
etkileşimi bulunan cilt, çevrede gaz halinde ve mikro partiküller
formunda bulunan tüm toksik (zehirli) maddelere maruz kalan
organımızdır. Daha basit bir deyişle, hava kirliliğinde
bulunan ve serbest radikal olarak adlandırılan zararlı maddeler, ciltte
bulunan kolajen ve elastine saldırarak kolajen liflerinin gerilmesine
ve kırışıkların oluşmasına neden olur. Şehir ortamında
bulunan atmosferik kirlilikler gün boyu cilde sabitlenir. Kir, sebum ve
makyaj artıklarıyla birleşir ve UV ışınlarının da etkisiyle serbest
radikaller üretir. Bu toksinler cildin derinliklerine
nüfuz ederek dağılır. Burada cildin doğal korunma ve arındırma
sistemlerine sızarak toksinlerin daha fazla birikmesine ve cildin
boğulmasına neden olurlar. Birçok farklı
atmosfer kirliliği vardır. Havada bulunan toz partiküllerinin 1-5
mikron büyüklüğünde olanları en zararlı olanlarıdır. Fikir vermek
gerekirse, ortalama olarak, metropollerde açık havada 3-7 mg/m3, bir
tiyatro salonunda 16 mg/m3, çimento atölyesinde 105 mg/m3 toz bulunur. Büyük
şehirlerde kirliliğin belirleyicisi genellikle fabrika atığı olan
sülfür dioksittir. Araç egzozlarından havaya pompalanan nitrojen
dioksit ise nitrojen monoksitten 4 kat, karbon monoksitten de 10 kat
zararlıdır. Normal durumda 30 mg/m3 olan karbon monoksit
oranı, trafiğin yoğun olduğu saatlerde, tehlike sınırı olan 100 mg/m3
oranının bile üstündedir. Bu yüksek oran, cilde verdiği zararın
dışında, baş ağrısı, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluklarına da neden
olur. Atmosfer en fazla 50 ppm konsantrasyonda karbon
dioksiti kaldırabilir. Ozon ise atmosferin üst katmanlarında tehlikeli
UV ışınlarını emmesi nedeniyle faydalı olmakla birlikte, yeryüzü
seviyesinde ciddi solunum problemlerine neden olduğu gibi cildin yoğun
olarak hırpalanmasında da rol oynar. HAVA KİRLİLİĞİNİN CİLDE ETKİLERİ NEDİR? Dermatologlar
incelemeleri sonucunda, sağlıklı cildin kirlilik olan ortamlarda yoğun
olarak hassaslaştığını ve tahriş olduğunu net olarak saptamıştır. Riskler aşağıdaki etkenlerden kaynaklanır: - kirliliği oluşturan maddenin yapısı, - bu maddenin havadaki miktarı, - kirliliğe maruz kalınan süre, - kirlilikteki toksinlerin karışımı, - iklim ve hava koşulları, - yaşam tarzı, - kişinin metabolizması ve hassasiyetleri. Hava kirliliğinin cilde yaptığı saptanan olası etkiler şunlardır: Benzin
soluklaşması, sertleşmesi, cildin nemini yitirmesi, kuruluk, zamansız
yaşlanma, gerginlik hissi, kaşıntı, tahriş ve iltihaplanma, yanma
hissi, gözeneklerin açılması, cildin parlaması, akne, hassasiyetin
artması, alerjik reaksiyonlar, bazı tür deri hastalıklarının
yoğunlaşarak artması. CİLT KENDİNİ NASIL KORUR? Cildin
dış saldırılardan kendini korumak için çok etkili bir korunma
mekanizması vardır. Hücresel solunum, cildin ana ve doğal
detoksifikasyon yani zehirden kendini arındırma sistemidir: bu işlem, her hücrenin kendi içinde gelişen ya da dış etkilerle oluşmuş toksin ve serbest radikallerden kendini temizlemesidir.
Ancak,
bu doğal işlem her zaman tam korumayı sağlayacak etkinlikte
olmayabilir. Bu durum, dış etkenlerin oluşturduğu stresin yoğunluğundan
dolayı korunma sistemine ağır gelmesinden, ya da cildin tam olarak
sağlıklı işlememesinden kaynaklanabilir. Cildin işlevini tam olarak
yerine getirememesinin ise kuruluk, fazla nemlilik, dokuların
yaşlanması, fiziksel zararlar (kesikler, yaralar), deri inceliği, pH
dengesi gibi bir çok farklı nedeni olabilir. KORUNMAK İÇİN NE YAPILMALIDIR?Cildi hırpalamadan temizlemek... Sağlıklı
cilt için ilk adım temizliktir: her gün düzenli olarak, cildi gündelik
kirden ve makyaj artıklarından temizlemek gerekir. Bu şekilde cilt
oksijen alır. Piyasada bulunan ürünlerden birçoğunun temizleme
işlevinin yanı sıra ferahlatıcı ve sakinleştirici etkileri de vardır.
Günün yoğunluğunun ardından, genellikle yorgunluk bahane edilerek
atlanan temizlik, cilt hücreleri için hayati önem taşır. Sabah-akşam
uygulanacak bir temizlik rutini en doğrusudur. Hava kirliliğinden korunmaya çalışmak... Hava
kirliliğine karşı, serbest radikallere kalkan görevi yapan ve hücre
yenilenmesine yardımcı olan ürünlerle daha yoğun olarak savaşılabilir.
Bu nedenle içeriğinde koruma faktörleri ve filtre içeren gündüz
kremleri kullanılması önerilir. Şehrin bu kötü etkilerine karşı
direnmek üzere, bazı markaların genç yaştan itibaren kullanılmasını
önerdiği kremler vardır. Toksinleri elimine etmek... Bu
bakımın da düzenli olarak haftada bir veya iki kez yapılması çok
önemlidir. Bunun için cildi ölü hücrelerden temizleyecek, nefes
almasını ve canlanmasını sağlayacak bir arındırma yapmak gerekir.
Maskeler, cildin besleyici ve tamamlayıcılarıdır. Bunlar sayesinde
sağlıklı olduğu kadar canlı, kendini yenileyebilen ve dış etkilere
karşı dirençli bir cilt elde etmek mümkündür. Doğru beslenmek... Cilde
bu denli zarar verebilen serbest radikaller A, C ve E vitaminlerinde
bulunan antioksidanlardan nefret eder. Bu vitaminlerin bulunduğu
besinleri tüketmek, hatta buna ek olarak A,C ve E vitamin katkısı almak
hava kirliliğine karşı cildi korumakta çok faydalı olacaktır.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. Powered by AkoComment 2.0! |