DOĞUM SONRASI FORMUNUZU NASIL KORURSUNUZ?
Hamilelik ve doğum hangi yaşta olursa olsun hemen her kadın için muhteşem bir dönemdir. Ancak hamileliğin kadına getirdiği birçok avantajın yanında, doğum sonrası yaşanacak birçok zorluk da vardır.
Doğum
genellikle fiziksel olarak yıpratıcı bir deneyimdir. Genç anne bu
deneyimden sonra kendini çok yorgun, bitkin ve hatta biraz çaresiz
hissedecektir.
Hamilelik öncesindeki vücudunuza geri dönmek için mutlaka okuyun... Eski şeklinizi ve eski canlılığınızı yeniden kazanmak
için olduğu kadar, doğum sonrası ve emzirme dönemlerinde doğru beslenme
konusunda da bilgilere ulaşacaksınız.
Kolay gelsin!
SAĞLIKLI KASIKLARA YENİDEN KAVUŞMAK
Neden gereklidir?
Pelvik
kaslar, anüsü cinsel organa bağlayan bölgedeki kas ve eklemlerin
bütünüdür. Bu kaslar basen bölgesindeki organları taşır (cinsel
organlar ve sindirim tüpü). İdrarın tutulmasına veya bırakılmasına izin
verir; cinsel ilişki sırasında rolü olduğu gibi hamilelik boyunca da
önemlidir.
Hamilelik süresince bebeğin ağırlığı pelvik
kaslara ciddi bir basınç yapar. Doğum esnasındaysa bebeğin kafasının
geçebilmesi için bu kaslar zorlanır. İyice esnemiş olduklarından, doğum
sonrası idrarı tutamama gibi sorunlara neden olabilir. Bu yüzden
sıkılaşmış, sağlıklı pelvik kaslara yeniden kavuşmak için bilinçli
egzersizler yapmak gereklidir. Kasık egzersiz seanslarını kim önerir?
Bu
seanslar jinekolog tarafından önerilir ve bir ebe ya da kineziterapist
tarafından yaptırılır. Genellikle 10 seans önerilir. İhtiyaç durumunda
jinekolog ek seanslar da önerebilir.
Kimlerin yapması gerekir?
Normal
doğum yapmış olan tüm kadınlara önerildiği gibi, bazı durumlarda
sezaryenle doğum yapmış olan kadınlara da önerilebilir. Genellikle
doğumdan bir veya bir buçuk ay sonra başlanması tavsiye edilir. Ancak
idrarı tutamama gibi bir sorun yaşanıyorsa daha erken de
başlanabilir. Seanslar neyi içerir?
Pelvik
kaslar, kontrol edilebilen kaslardır. Başka bir deyişle kasılmaları
kontrol edilebilir. Dolayısıyla seanslar bu kasın kasılma ve serbest
bırakılması ile yapılan egzersizlerden oluşur: İstemli kasılmalar: belli bir ritimde pelvik kasınızı kasmak ve serbest bırakmak şeklinde yapılır (aletsiz egzersiz) İstemsiz
kasılmalar: bunlar elektrik uyarıcılar gönderen vajinal bir sonda
vasıtasıyla yapılır (elektrostimülasyon ile egzersiz). Özellikle
karın bölgesine yük bindiren hareketler sırasında olmak üzere, günlük
yaşamda da kasık egzersizleri yapılması önerilir.
İNCE BİR BEDENE YENİDEN KAVUŞMAKDoğum sonrası kürü nedir? Doğumdan
iki ile altı ay kadar sonra, tercihen emzirme süresinin bitimini
takiben, doğum sonrası kürünüze başlayabilirsiniz. Avrupa’da bu süreç
genellikle altı güne yayılmış şekilde “thalassotherapie” (deniz
terapisi) merkezlerinde uygulanır. Bu merkezlerde yeni doğum yapmış
genç annelere özel programlar vardır. Deniz terapisinin özü, deniz
iklimi ve denizin yararlarının yanı sıra yosunların ve deniz kumunun
faydaları üzerine kuruludur. Bu merkezlerde önerilen tedavi edici veya
koruyucu bakımlar tıbbi gözetim altında yürütülür.
Kürün içeriği nedir?
Doğum sonrası bir programda genellikle aşağıdakiler bulunur: Siluetinizi tekrar kazanmak ve sırt kaslarınızı kuvvetlendirmek için jimnastik seansları. Yosun çamuru bazlı sıkılaştırıcı ve zayıflatıcı bakım Sırt için rahatlatıcı masaj Dolaşım bozuklukları için bası uygulanarak yapılan bakımlar Formunuzu bulmanız için diyet önerileri
Hangi spor yapılmalıdır?
Genel
anlamda, jogging gibi yıpratıcı sporlardan kaçınılmalı ve yürüyüş,
yüzme, bisiklet gibi kas ve eklemlere daha yumuşak gelecek sporlar
tercih edilmelidir. İnce bir beden ve düz bir karın için
uğraşacaksanız karın egzersizi seanslarını kaçırmamanız gerekecektir.
Ancak bu seanslara pelvik kaslarınızı normal haline getirmeden
başlamayın. Çünkü karın hareketleri yapılırken, aslında kasıklara da
basınç uygulanır. Zamansız başladığınız karın egzersizleri idrar
kaçırmanıza veya kasık bölgesi organlarınızın sarkmasına neden olabilir. Doğum
sonrasında sportif bir faaliyet yapmak istiyorsanız; yüzme veya su
jimnastiği gibi suda yapılan sporları tercih edin. Bu sporların
avantajı daha az eforla tüm kasları çalıştırmaları ve bunu yaparken
sırtı korumalarıdır. Bisiklet, bacaklarınızın yeniden
şekillenmesine yardımcı olacaktır. Bu arada yokuşlardan kaçının, çünkü
sırtı yorar. Aletlerde yapılan bisiklet egzersizi iyi bir çözüm
olabilir.
GÜZEL BACAKLARA YENİDEN KAVUŞMAKHamilelik sırasındaki östrojen dengesizliğinin damar genleştirici etkisi vardır, dolayısıyla dolaşım düzgün olmaz. Bunun neticesinde hamilelik sonrasında da devam edebilecek bazı damar sorunları ortaya çıkabilir.
Ortaya çıkabilecek damar sorunları şunlardır: Kılcal
damarların genleşmesiyle yüzde kızarıklıklar artabilir veya lekeler
oluşabilir. Bunlar genellikle doğum sonrasında azalarak yok olur. Aksi
taktirde, elektrik bisturisi veya lazer aracılığıyla kılcal damarlar
yakılarak bu sorun giderilir. Sadece östrojen fazlasından
değil, döl yatağının ağırlığından kaynaklanabilen varisler ortaya
çıkabilir. Bu da kılcal damarları sıkıştıracaktır. Hormonlar nedeniyle
kan da daha yapışkandır. Dolaşım bozulduğundan kılcal damarlar iyice
belirginleşir. Bunlar daha çok basen ve bacakta ortaya çıkan
varislerdir. Genellikle doğum sonrasında kaybolurlar. Aksi taktirde
cerrahi müdahale yapılabilir. Bu müdahale ancak bir daha
doğurmayacağınız durumlarda yapılabilir. Aslında, ileride yeniden
ameliyat edilmesi gereken yeni varislerin ortaya çıkma riski de
unutulmamalıdır. Hamilelik süresince doktorun önerdiği
damar tonikleri ve varis çoraplarını kullanmak da işe yarayabilir. Çok
spor yapan kadınların dışında varislerden pek de kurtulabilen yoktur.
SAĞLIKLI CİLT VE SAÇLARA YENİDEN KAVUŞMAKDoğum
ve onu takip eden hormonal düşüş sonrasında, saç dökülmesi, akne,
hamilelik maskesi gibi bazı problemlerle karşılaşırsınız. Bu durum
genellikle kadın hormonlarının (östrojen ve projesteron)
dengesizliğinden kaynaklanır. Hamilelik maskesi
Hamilelik
sırasında ortaya çıkan gerçek hamilelik maskesi güneşe fazlaca maruz
kalınmadığı sürece, doğum sonrasında azalıp yok olacaktır. Hamilelik
sonrasında ortaya çıkan ise kalıcıdır. Bunu önlemek için hava açık
değilse bile, tam bir koruma uygulamaktır. UV ışınları yağmurlu havada
bile etkilidir. Lekeler ortaya çıkıyorsa tam ve kalıcı bir koruma
uygulamak gerekir. Lekeleri tedavi etmek için renk yok edici kremler
vardır. Ancak piyasada satılanlar çok etkili değildir. Bir doktor
tarafından önerilecek kreme güvenmek çok daha akıllıca olacaktır. Bu
tür kremler hamilelik süresince önerilmez. Hamilelik sırasında, zehirli
olmayan, ancak iyi bir renk yok edici olan C vitamini
kullanılabilir. Akne
Hamilelik
boyunca vücut, kadın hormonlarının seline kapılmıştır. Bu hormonlar,
bazı şekillerde erkek hormonlarının (özellikle testosteron) faaliyetini
bloke ederek saç dökülmesi, deride yağ sızması, kıl uzaması gibi
sonuçlara neden olabilir. Aynı şekilde, normal hayatında akne problemi
olan bir kadın, hamilelik süresince bu probleminin düzeldiğini
görecektir. Yani hamile kadınların hormonal dengelerinin akne konusunda
tedavi edici olduğu söylenebilir. Farklı durumlarda, akne artabilir
veya bu tür problemi olmayan yağlı ciltli bir hamilede ortaya da
çıkabilir. İstisnai durumların dışında hamilelik sırasında tedavi
önerilmez. Hamilelik sonrasında, bebeğinizi emzirmiyorsanız, doktor
tarafından bir akne tedavisi uygulanacaktır. Saç dökülmesi
Normalde,
saçın kendini her gün yenilediği ve günde % 10 ile 15 arası saç
kaybedildiği kabul edilir. Hamilelik süresince, kadın hormonları saç
dökülmesinden de sorumlu olan erkek hormonlarını bloke edecektir. Bu
durumda saç dökülmesi duracaktır. Doğumdan sonra ise, hormonlar eski
hallerine dönerek saç dökülmesi yeniden başlayacaktır. Bu durum
endişeye neden olabilir ama normaldir ve beş aya kadar sürebilir. Bu
durumun uzun sürdüğü hallerde B5, B9, amino asit ve demir bazlı bir kür
önerilebilir. Saçınız normalde çok dökülüyorsa, hamilelik sizin için bu
yönden mutlu bir dönem olacaktır. Ancak doğum sonrasında saçınız
dökülmeye devam edecektir.
GENÇ ANNENİN SAĞLIKLI BESLENMESİEmziriyorsanız ne yemelisiniz? Emziren
annelerin beslenme şekilleri çeşitli ve dengeli olmalıdır. Aslında,
emzirme vitamin ve minerallerle ilgili titizlik gösterilmesi gereken
fizyolojik bir durumdur. Üç öğünde doğru ve düzenli yemek yemenin
öğrenilmesi ve hamilelik boyunca sıklıkla yapılan atıştırmalardan
kaçınılması gerekir. Katı bir rejim uygulama zamanı değildir. Tam
tersine, emzirme süresince kalori ihtiyacınız artacaktır ve
rezervlerinizden de harcayacaksınız. Emziren kadının enerji olarak
ihtiyacı günlük olarak 3000 kaloriyi bulur.
Nelerden kaçınmak gerekir? Sütünüzün
tadını değiştirebilecek lahana, kereviz, sarımsak, soğan, kuşkonmaz
gibi besinlerden kaçınılmalıdır. Ancak bu besinleri tüketmek yasak
değildir. Aspirin bile olsa, doktora baş vurulmadan ilaç
alınmamalıdır. Bunlar sütünüze geçebilir veya sütünüzün azalmasına
neden olabilir. Kabız olsanız bile müshil almaktan
kaçınmalısınız. Bunlar bebeğe dokunabilir. Bu dertten sebze, meyve veya
bol lifli besin tüketiminizi artırarak kurtulabilirsiniz. Sorun devam
ediyorsa bir doktora başvurulmalıdır. Kahve, çay, kola,
alkol ve sigara gibi maddelerin fazlasından kaçınılmalıdır. Doğrudan
sütünüze geçer ve bebek için zararlıdır.
Emzirmiyorsanız ne yemelisiniz?
Hamilelik
boyunca, zayıf bir kadına 12-13 kilo alması tavsiye edilir. Doğum
sonrasında alınan kiloların bir kısmı bebek, plasenta ve su olarak
kaybedilir. Bunların 7 kilo kadar olduğu düşünülürse kaybetmeniz
gereken 5-6 kilo kadardır. Fazla kilolardan kurtulmak sadece
egzersiz yaparak mümkün olmayacaktır. Dengeli bir rejim gereklidir.
Özellikle hamilelik öncesinden de kalan fazla kilolarınız da söz
konusuysa, bunlardan kurtulmak için uzun bir zaman beklemeyin.
Yerleşmiş olan kilolardan kurtulmak daha zordur.
Cilt
için de iyi olduğundan, ayda bir veya iki kilo verilmesi tavsiye
edilir. Büyük kilo kayıpları cilde zarar verir. Şeker, yağ ve zengin
içeriği olan besin tüketiminizi azaltmanız gerekecektir. Ancak hiç bir
şeyden mahrum kalmanız söz konusu değil! Doğum sonrasında vitamin ve
mineral açısından eksiklikleriniz olabilir. Bu yüzden B grubu
vitaminler, demir, kalsiyum ve magnezyum içeren besinler tüketmeye
çalışmalısınız. Doktorunuzdan bir multi-vitamin takviyesi de
isteyebilirsiniz.
Hamilelik süresince olduğu gibi,
beslenme şeklinizin çeşitli ve dengeli olması gerekecektir. Ancak bu
arada kalori tüketiminiz daha kısıtlı olacaktır: hamilelikte yaklaşık
2500 kalori yakılır. Normal bir kadının kalori ihtiyacı ise 1800
civarındadır. Bu da demektir ki 1800 kalorinin biraz altında bir kalori
miktarı tükettiğinizde zayıflama başlayacaktır.
Örneğin: Protein: 200 g yağsız et veya 200 g tamamen yağsız beyaz peynir veya 50g yarı yağlı beyaz peynir Karbonhidrat: 400 g meyve, 400 g yeşil salata, 80 g kepek ekmeği, 200 g patates Yağlar: 20 g tereyağı, 10 ml sıvı yağ
NASIL SAĞLIKLI YEMEK YENİR?
Aşağıda
belirtilen besin, miktar ve sıklıkların değerleri bir fikir düzeni
vermek üzere yazılmıştır. Bunlara sıkı sıkıya bağlı kalmak gerekmediği
gibi kişinin kendi zevki, ihtiyaçları ve durumuna göre ayarlanabilir.
Beslenme bir zevktir ve öyle kalmalıdır. Su
(doğrudan, sıcak içecek, çorba olarak): kalsiyum (~500 mg/l) ve
magnezyum içeriği (~100 mg/l) zengin olan şişe suyu; günde 1-1,5
litre Çay, yeşil çay, demlenerek içilen içecekler; günde 3-4 çay bardağı (en fazla 2 tanesi çay olmak üzere) Dikkat! Çeşme, kuyu veya kontrolü yapılmayan kaynak sularından, fazla kaynamış kahveden kaçınılmalıdır.
Ekmekler: mayalanmış kepek ekmeği, çavdar ekmeği veya yarı kepekli ekmek, tahıl ekmeği, vs; günde 2-4 dilim Salata
ve çiğ yenen sebzeler: evde hazırlanmış bir vinegret sosu (sirke, yağ,
limon suyu, tuz, biber), limon suyu veya sirke ya da ıtırlı bitkilerle
hazırlanmış olarak yenebilir; günde 3 porsiyon Pişmiş sebzeler, kurutulmuş sebzeler: günde 1-2 porsiyon Beyaz etler: kümes hayvanları, av kuşları, yağsız tüketilmek üzere; haftada 1-2 porsiyon Kırmızı etler: yağsız dana veya sığır eti, av kuşları; haftada 3-5 porsiyon Yağlı balıklar: somon, ringa, uskumru; haftada 2-3 porsiyon Yağsız balıklar: haftada 1 porsiyon Kabuklu hayvanlar: haftada 1-2 porsiyon Dikkat! Fazla ton balığı tüketiminden kaçınılmalıdır Süt ürünleri: yoğurt; günde 1-3 porsiyon, peynirler; günde 1 porsiyon
Tahıllar: bulgur, kuskus, kepekli pirinç, has buğday, karabuğday, kepekli hamurlar; günde 1 porsiyon Kahvaltıda yenen tahıllar: yulaf, karabuğday, pirinç irmiği, buğday irmiği Kuru yemişler: badem, fındık, ceviz (doğal, tuzsuz); günde 6-12 adet Hazırlarken: Çeşni
katarken: soya, ceviz, kolza, keten ve zeytin yağı çeşitlerini
alternatifli olarak kullanmaya özen gösterin (günde 2 çorba kaşığı)
Pişirirken: zeytin yağı ve yer fıstığı yağını değişimli olarak kullanın. Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. Powered by AkoComment 2.0! |