Friday, May 16 2008
Ana Sayfa arrow Astroloji arrow CİNSEL HASTALIKLAR
Ana Menü
Ana Sayfa
Tüm İçerikler
Estetik
Parfüm
Cilt Bakımı
Vücut Bakımı
Saç Bakımı
Makyaj
Moda
Sağlık
Sektörel
Röportaj
Cinsellik
Linkler
Astroloji
Eğlence
İletişim İçin
Arama Yap
VeKozmetik Mağaza
Forum
Muhabbet
Oturum Açma Formu
Kullanıcı adı

Parola

Beni hatırla
Parolanızı mı Unuttunuz?
Hesabınız yok mu? Bir tane oluşturun

Mesaj Kutusu
3 tane yeni mesajın var.
En Son İçerik
NTVMSNBC
Kültür Sanat
16. İstanbul Tiyatro Festivali başladı
Mert Sandalcı’dan eczacılık tarihi toplantıları
Yaşam
T.Blair ile eşinin aşkı otobüste başlamış
Yarış atı havada takla attı!
Sağlık
Neden bazıları şekerli gıdalara fazla düşkün?
Dünya ısınıyor, hastalıklı böcekler yayılıyor
Hava
Bahar Doğu’ya bir türlü gelmiyor
Yurtta hava durumu

 
Google
CİNSEL HASTALIKLAR Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 6
KötüÇok iyi 

CİNSEL HASTALIKLAR

KLAMİDYOZ
Cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklar virüs veya bakteri adı verilen mikroorganizmalar tarafından oluşturulan ve tüm enfeksiyon hastalıkları arasında birinci sırayı alan hastalıklardır.
Cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklar arasında ise en sık görüleni chlamydia trachomatis adlı bakteri tarafından oluşturulan ve Klamidyoz olarak adlandırılan hastalıktır. Bu bakteri insan vücudunda gözkapağının içindeki,idrar yolu, dölyatağı, ve dölyatağı borularındaki mukoza adı verilen dış tabakayı hedef alır. Ayrıca rektum ve boğaz mukozasına da yerleşebilir.

Sosyo ekonomik yapısı zayıf toplumlarda ve gençler de daha sık görülmektedir.
Klamidya enfeksiyonları tedavi edilmediği zaman önemli sonuçlar doğurabilmektedir. Büyük çoğunluğunun da komplikasyonları ortaya çıkıncaya kadar belirti vermemesi hastalığın erken tanı ve teşhisinin önemini bir kat daha arttırmaktadır.


Erkeklerde Klamidya:

Erkeklerde nonspesifik uretrit veya nongonokoksik uretrit adı da verilen penis enfeksiyonuna veya ağrılı ve şişmiş testislere (epididimit) yol açabilir. Klamidya bakterisi ile
temas ettikten yaklaşık 7-21 gün içinde belirtiler başlar. Ancak klamidyoz pekçok kişi de belirti vermediği için çoğu zaman nereden alındığı belli olmaz. Hastalık bulaştıktan sonra tedavi tam anlamıyla tamamlanıncaya dek bulaştırıcılık sürmektedir. Belirtileri bel soğukluğu belirtilerine çok benzediği için sıklıkla bu hastalıkla karıştırılır. Ancak bel soğukluğu tedavisine rağmen belirtiler de azalma olmuyorsa klamidyoz düşünülür.


Belirtileri:

  • Ağrılı idrar yapma
  • İdrar yaparken yanma hissi
  • Penisten akıntı
  • İdrar yolunun penise açıldığı yer kızarmış ve şiştir.
  • Bazı hastalarda hiç belirti vermeyebilir.

Tanı Penisten gelen akıntının laboratuvarda mikroskobik incelemesi veya kültür yapılması ile konulur.

Antibiyotik tedavisi ile sonuç genellikle yüz güldürücüdür. Ancak tedavideki temel prensip cinsel eşlerin birlikte tedavi edilmesidir. Tedavi edilmediği takdirde sperm yollarında iltihap ve tıkanma oluşturarak kısırlığa neden olabilir.

Korunmak için en iyi yol cinsel ilişkide kondom kullanılması ve tek eşli bir cinsel yaşamdır.


Kadınlarda Klamidya:

Kadınların büyük bir bölümünde belirti vermez veya:

  • İdrar yaparken ağrı ve yanma hissi
  • Vaginal akıntı
  • Karın ağrısı
  • Ağrılı cinsel ilişki
    gibi belirtiler verebilir.Tanı vaginal akıntının laboratuvarda mikroskobik incelemesi veya kültür yapılması ile konulur. Ayrıca enzim immun assay (EİA) ve polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) gibi testlerle antijen araştırması yapılabilir.
Tedavi antibiyotiklerle yapılır ve ana prensip eşlerin birlikte tedavisidir.

Tedavi edilmediği takdirde pelvik inflamatuvar hastalık, dölyatağı borusunun iltihap ve tıkanıklıklarına bağlı olarak kısırlık, yine bu boruların tıkanmasına bağlı olarak dış gebelik ve sonucunda ölümlere yol açabilir.

Korunmak için en iyi yol cinsel ilişkide kondom kullanılması ve tek eşli bir cinsel yaşamdır.


Nasıl Bulaşır?
1.Klamidyoz öncelikle vaginal, anal veya oral sex yolu ile bulaşmaktadır. 
2.Yetişkinlerde görülen göz enfeksiyonları ise genellikle cinsel ilişki esnasında ellere bulaşan bakterinin göze sürülmesi ile oluşur. 
3.Annenin doğum kanalı enfekte ise yeni doğan bebeğe de bu yolla bulaşarak göz enfeksiyonları veya akciğer enfeksiyonlarına sebep olabilir. 
4.Genellikle el sıkmakla veya tuvalete oturmakla bulaşma yapmadığı düşünülmektedir. 


GENİTAL SİĞİLLER
HPV ( Human Papilloma virus) 60 tan fazla virüse verilen ortak addır. Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler.Ancak bazıları cinsel yola bulaşır ve condyloma acuminata veya genitall siğil denilen hastalığı oluşturur.

Siğiller bu enfeksiyonun görünebilir belirtileridir ve ancak % 30 olguda ortaya çıkmaktadır. Kalan % 70 lik bölümde ise virüsler deri altında kalmakta ve herhangi bir belirti vermemektedir. Subklinik adı verilen bu belirtisiz formun kanser oluşumu ile bir bağlantısı olduğu düşünülmektedir


Risk Faktörler:

  • 20-24 yaşlar HPV virüsünün alınması için en riskli yaşlardır.
  • Siz veya cinsel eşiniz birden fazla kişi ile ilişkiye giriyor ise risk artacaktır.
  • Klamidya veya Herpes simpleks gibi başka cinsel ilişki ile bulaşan hastalığınız varsa risk artmaktadır.
  • Hamilelik,doğum kontrol hapı kullanımı riski arttırmaktadır.
  • Hodgkin, lösemi gibi bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkları olanlarda risk artmaktadır.
  • Beyaz ırkta daha fazla görülmektedir.
  • Sigara içimi riski arttırmaktadır.

Belirtiler:

Çoğu zaman hastalık herhangi bir belirti vermemektedir.Hastaların yaklaşık %30 unda siğil oluşmaktadır. Siğiller kadınlarda vagina veya anüs çevresinde veya vulvada olabilir. Aynı zamanda kasıklarda, bacaklarda, boyunda, ağızda veya vücudun herhangibir yerinde de bulunabilirler. Erkeklerde ise siğiller  genellikle penis veya torbalardadır.

Siğiller büyüklü küçüklü olabilirler. Tek veya kümelenmiş bir şekilde olabilirler. Bazen siğillerden oluşan küme bir karnıbahar görüntüsünde olabilir.Genellikle cilt renginde ve ağrısızdırlar. Bazen pembe veya gri renk alabilirler. Çok seyrek olarak kaşıntı, ağrı  ve kanama yapabilir.

Bulaşma:

Vajinal, anal veya oral sex esnasında cildin cilde teması sonucu bulaşır. Virüs cildin zayıfladığı bir noktadan vücuda girer ve derinin derinliklerine doğru ilerler. Burada aylar hatta yıllar boyunca sessiz olarak kalabilir. HPV tanısı konmuş bir kişide virüs cinsel hayatın herhangi bir döneminde bulaşmış olabilir.

Kuluçka Dönemi:

Virüs HPV enfeksiyonu bulaşmış bir kişi ile ilişkiden 4-6 hafta sonra etkisini gösterir. Siğillerin oluşumu 9 ayı bulabilir.

HPV nin sağlık üzerine olası etkileri:

HPV ile enfekte olmuş kadınlarda vulva ve serviks kanseri riski artmıştır. Ancak sadece birkaç tipi (tip 16, 18, 31, 33, 35) kanser ile ilişkilidir. Bu tipler genellikle sessiz (subklinik) seyreden hastalığa sebep olurlar.

Tanı:

HPV için geliştirilmiş herhangi bir özel laboratuvar veya kan testi mevcut değildir, kültürü yapılamamaktadır. Bu nedenle çoğu zaman gizli kalır. Hastaların ancak % 30 unda oluşan  siğiller görülerek tanı konulabilir. Bunun için doktorunuzun kolposkop adı verilen bir mercek kullanması gerekebilir.

Ayrıca bu bölgeye asetik asit uygulandığında HPV li ciltte beyazlaşma oluşur ve siğiller ortaya çıkar.

Rutin olarak yapılan pap-smear testlerinde bulunan normal dışı bir bulgu HPV için uyarıcı olabilir; ancak pap-smear HPV ye özgü bir test değildir.

Kanser şüphesi olan olgularda biopsi alınması gerekebilir.

HPV-DNA nın moleküler biyoloji teknikleri ile belirlenmesi ne dayanan testler ülkemizde yaygın değildir.

Tedavi:

HPV nin tedavisi daha çok estetiğe yöneliktir. Çünkü virüsü yok edebilecek bir tedavi yoktur. Lezyonların boyutu, şekilleri, sayısı gibi etkenlere bağlı olarak çeşitli tedavi seçeneklerinden biri seçilebilir.Tedavi yöntemine bağlı olmaksızın 4 hastadan birinde siğiller 3 ay içerisinde yineleyebilmektedir.


Tedavi seçenekleri:

  • Hiçbirşey yapılmaz: Herhangi bir tedavi uygulamadan siğillerin kendiliğinden uzaklaşması beklenebilir. Nonservikal siğillerde hastaların yaklaşık % 20-30 unda siğiller 3 ay içinde  kendiliğinden kaybolabilmektedir.
  • Krioterapi: Siğiller likid nitrojen ile dondurulur. Nisbeten ucuz ve küçük siğillerde oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. Uygulamanın yapıldığı yerde ağrı duyulabilir.
  • Kimyasallar:Siğillerin uzaklaştırılması için birtakım kimyasal maddeler kullanılabilir.
  • Trikloroasetik asit: Siğiller tarafından emilir. Haftada bir tekrarlanır ve 6 hafta uygulanır.
  • Elektrokoterizasyon: Siğiller elektrik akımı ile imha edilir. Ağrının azaltılması için lokal anestezi uygulaması gerekebilir.
  • Lazer tedavisi: Siğiller laser ışını ile yok edilir. Genital bölgedeki ve ses tellerindeki büyük siğillerde yararlı olmaktadır. Diğer tedavi yöntemleri denendikten sonra uygulanır. Lokal anestezi ile yapılır. İz bırakması veya enfekte olması mümkündür. İşlemden sonra yaklaşık 3 hafta boyunca ağrı kesici kullanmak gerekebilir. Pahalı bir tedavi yöntemidir.
  • İnterferon tedavisi: Siğilin içine bu antiviral ilaç enjekte edilir. ancak pahalı bir tedavi yöntemidir, yan etkileri fazladır ve diğer tedavilere çok fazla üstünlüğü yoktur. Bu sebeple fazla tercih edilmez.
    Eşlerden herhangibirisi HPV tedavisi görüyorsa bu sırada cinsel ilişkiden kaçınmak uygun olacaktır. İlişki esnasındaki sürtünme iyileşmeyi engelleyebilir.
Eşlerden biri tedavi görüyor, diğer eşte     siğil yok ise bu eş için tedaviye gerek yoktur.

Korunma:

Kondom kullanılması kısmen koruyucu olabilmektedir. Çok eşlilikten kaçınılmalıdır. Spermisitlerin etkili olduğu kanıtlanmamıştır. Virüsün girişini engellemek için ciltte oluşabilecek küçük aşınmalardan kaçınmak gereklidir. Özellikle cinsel ilişki esnasında vajen kuru ise zedelenmelere yol açabileceğinden yeterli ıslaklığı sağlayacak bir nemlendirme maddesi kullanılması önerilir.

Kadınlar periyodik olarak pap smear yaptırmalı, şüpheli durumlarda hpv tanısı için gereken tetkiklere başvurulmalıdır.

Bazı çalışmalar yeşil lifli sebzelerle alınan yeterli folik asitin (400 mg) HPV den korunma konusunda faydalı olabileceğini göstermiştir.

Şu anda araştırmacılar HPV için iki tip aşı geliştirmek için çalışmaktadırlar. Birinci tip aşı siğilleri ve prekanseröz doku değişikliklerini önlemek için, ikinci tip aşı ise cervical kanserlerin tedavisi için kullanılmak üzere kullanılacaktır. Her iki tipte henüz araştırma aşamasındadır


BEL SOĞUKLUĞU
Neisseria gonorrhoeae ya da Gonokok olarak adlandırılan bakterinin   neden olduğu İdrar yolları, rahim boynu, rektum ve boğaz ya da göz (konjonktiva) mukozalarını etkileyen en sık rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Halk arasında belsoğukluğu hastalığı olarak da bilinmektedir. Gonore ayrıca deri ve eklemleri de tutabilir,kadınlarda kısırlığa neden olabilir.


Belirtiler


Kadınlar: Büyük bölümünde herhangi bir belirti vermez.Kadının hasta olduğu ancak ilişkide bulunduğu erkeğin tanısı konduktan sonra ortaya çıkar. Belirti veren kadınlarda, ilişkiden birkaç gün sonra (genellikle 7-21 gün) idrar yollarının ağzından yeşilimtrak veya sarı renkte kötü kokulu iltihabi bir akıntı olur.Akıntı çevresinde kızarıklık ve şişlik oluşabilir.Sık ve ağrılı idrar yapma şikayeti görülebilir. Erken dönemde tedavi edilmezse enfeksiyon geriye doğru ilerler ve mesane, rahim boynu, rahim, tubalar, overler, genital bölge çevresindeki bezler ve rektum enfekte olabilir. Cinsel ilişki esnasında ağrılar oluşabilir.

Erkekler:Erkeklerde ilişkiden sonraki 2-7 gün içinde belirtiler ortaya çıkar.İdrar yaparken hafif bir sızlama hissi ile başlar ve giderek daha ağrılı bir hal alır. İdrar yollarının ağzından irinli sarı- yeşil akıntı gelir.Aynı zamanda akıntının geldiği bölgede kızarıklık ve şişlikte oluşabilir.İdrar yapma hissi oldukça sıktır ancak az miktarda idrara çıkılır.

Enfekte kişi ile yapılan anal seks ile rektumda yine akıntı, ağrı, kızarıklık gibi şikayetlerle ortaya çıkan rektum gonoresi oluşabilir.Oral seks ile boğazda gonore enfeksiyonu oluşabilir.Ayrıca salgıların göze bulaşması sonucu konjonktivit de oluşturabilir.Gonoreli bir anne tarafından doğurulan çocukta da gözlerde kızarıklık ve akıntıya neden olan konjunktivit oluşturabilir. Tedavi edilmemesi halinde körlüğe kadar ilerleyebilir.

Uygun tedavi edilmediği takdirde hem kadın hem de erkekte kısırlığa neden olabilir. Ayrıca gonoresi olan kadınlarda dış gebelik görülme olasılığı artmıştır.


Tanı:

Akıntıdan alınacak örneğin mikroskop altında incelenerek ikropların görülmesi ile veya kültürünün yapılması ile kolayca konulabilir.

Tedavi:

Doktorunuz tarafından verilecek uygun antibiyotiklerle (enjaktabl veya ağızdan) tedavisi mümkündür.Eşlerin birlikte tedavi olması gereklidir.

Korunma:

Cinsellikle bulaşan tüm hastalıklarda olduğu gibi tek eşlilik ve güvenli bir prezervatif kullanımı hastalıktan korunmayı sağlayacaktır.


SİFİLİZ FRENGİ
Treponema pallidum olarak adlandırılan bakterinin   neden olduğu tedavi edilmediği zaman vücudun birçok organını etkileyen sifiliz çok eski çağlardan beri bilinen ve sık rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Halk arasında frengi   olarak da adlandırılmaktadır. Her yıl yaklaşık 12 milyon kişi frengi'ye yakalanmaktadır.

Bulaşma

%90 olguda bulaşma vaginal, anal veya oral sex ile olur.Hastalığın erken dönemlerinde genital, anal veya dudak mukozası ile temas edildiğinde ciltteki açık bir yaradan da enfeksiyon bulaşabilir.( örneğin öpüşme ile bulaşma riski vardır).Çok ender olarak diğer cinsellikle bulaşan hastalıklardan farklı olarak sexuel olmayan yollarla da bulaştığı görülmüştür.( Örneğin hastalığın birinci veya ikinci evresinde elinde açık yarası olan bir kişinin yine elinde açık bir yarası olan bir diğer kişi ile el sikişması ile bulaşabilir.) Bu da mikrobun ne kadar bulaşıcı olduğunu göstermektedir. Frengi ayrıca kan nakli ile de bulaşabilmektedir. Frengili hamile kadınların % 70 i mikrobu bebeklerine bulaştırır ve bu bebeklerin yaklaşık % 25 i ölü doğar veya erken doğum nedeniyle ölürler.


Belirtiler

  • Birinci evre: İlk belirtiler mikrop bulaştıktan sonraki 9 - 90 gün içinde genellikle bakterinin vücuda girdiği yerde ortaya çıkan şankr adı verilen kırmızı, sert, ıslak görünümlü yaklaşık bir santim büyüklüğünde ağrısız çıbanlardır. Rektum, vulva veya vajinada, peniste sünnet derisinin altında oluşabilirler. Bazen vajenin iç kısımlarında.servikste oluşurlar ve hasta tarafından farkedilmeyebilirler. Ağız dudak ve dilde de oluşabilirler. Genellikle 3 hafta içerisinde kaybolurlar.
  • İkinci evre:Hastalık birinci evrede tedavi edilmezse 2-12 hafta içerisinde mikrop vücuda yayılır ve ellerde, avuçlarda, ayaklarda ve çeşitli vücut kısımlarında  bakteri taşıyan, kırmızı döküntüler oluşur.Bu dönemde bulaşıcılığı oldukça yüksektir.Soğuk algınlığı benzeri ateş, boğaz ağrısı, halsizlik ve başağrısı yapabilir. Lenf bezlerinde şişme, saçlarda dökülme görülebilir. Hastalığın bu evresi 2 yıl veya daha fazla sürebilir.
  • Üçüncü evre: Bu evre de hastalık kaybolmuş gibi belirti vermeyebilir.Ancak yapılacak kan testleri ile enfeksiyonun varlığı saptanır. Ancak bakteri kalp, göz, beyin, sinir sistemi, kemikler ve eklemleri etkilemektedir. bu evre on yıl sürebilir. Hastalığın son aşamasında kalp hastalıkları , körlük, felçler ve ölüm görülebilir. 

Tanı:

Bazı aşamalarında belirtiler başka hastalıklara benzediği için tanı güç olabilir. Bakteriyi tanıyan kan testleri hastalığın ilk 3 ayında yapıldığında yanıltıcı sonuç verebilir. doktor tarafından şankr'dan alınan materyalin mikroskobik incelemesinde bakterinin görülmesi ile tanı konulur.

Tedavi:

Doktorunuz tarafından verilecek uygun antibiyotiklerle (genellikle penisilin, alerjik vakalarda tetrasiklin, doksisiklin,erytromicin, ceftriaxone grubu antibiyotikler) tedavisi mümkündür. Tedavi başladıktan sonraki ilk 48 saat içerisinde bulaşıcılık artar, sonra kaybolur. Tedaviyi mutlaka bir doktor yönlendirmeli, zaman zaman yapılacak kan testleri ile hiç bakteri kalmayıncaya kadar tedaviye devam edilmelidir. Hastalık sinir sistemini etkiledi ise testler iki yıl sürdürülmelidir. İlerlemiş sifilizde etkilenmiş organlardaki değişiklikleri geriye döndürmek mümkün değildir.

Korunma:

Cinsellikle bulaşan tüm hastalıklarda olduğu gibi tek eşlilik ve güvenli bir prezervatif kullanımı hastalıktan korunmayı sağlayacaktır.Ancak prezervatif vücudun diğer yerlerinden bulaşacak hastalıktan korunma sağlamaz. Cinsel ilişkiden sonra yıkanmak veya idrara çıkmak hastalıktan koruma sağlamaz.Tedavide diğer eşin de incelenmesi gerekir. Sifiliz hastası olupta tedavi olmuş kişilerde tedavi bitiminden sonra dahi 1 hafta kadar ilişkiye girmemek güvenli olacaktır. 

EĞER HASTALIĞIN BELİRTİLERİNİN SİZDE DE VAR OLDUĞUNA İNANIYORSANIZ LÜTFEN VAKİT KAYBETMEDEN BİR ÜROLOĞA GÖRÜNÜN: KENDİ KENDİNİZİ TEDAVİ ETMEYE KALKIŞMAYIN
 
TRIKOMONAS

Trikomonas Vaginalis adlı bir parazitin neden olduğu, erkeklerde uretrada, kadınlarda ise vajina ve servikste iltihaplanmaya sebep olabilen cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.
Kadınlardaki vajinal akıntıların en önemli sebeplerinden biridir. Hastaların bir bölümünde beraberinde gonore veya nongonokoksik uretrit bulunmaktadır.


Bulaşma

Genellikle herhangi bir belirti göstermeyen erkek hastalar veya yine asemptomatik taşıyıcı kadınların cinsel ilişki esnasında cinsel eşine paraziti aktarması ile olur. Ancak bazen de umumi tuvaletlerden, kirli çamaşırlardan ve enfekte sex oyuncaklarından bulaşabilmektedir.

Belirtiler

Hastalığın belirtileri genellikle bulaşmadan 4-20 gün sonra ortaya çıkar.

Kadınlarda sarı-yeşil veya gri, kokulu-köpüklü akıntı oluşur. Bu akıntı bazen kanlı da olabilir. Vajen girişinde kaşıntı olabilir. Cinsel ilişki esnasında rahatsızlık ve ağrı oluşabilir. Sık sık idrara çıkma, cinsel bölgede şişlik görülebilir. Bazen de hiç belirti vermeyebilir.

Erkeklerde ise genellikle belirti vermez. Bazen de idrar yaparken güçlük ve ağrı, penisten gelen bir akıntı olabilir.

Komplikasyonları

Tedavi edilmeyen trikomonas enfeksiyonlarının HIV riskini arttırdığı düşünülmektedir. Hamile kadınlarda trikomonas enfeksiyonu erken doğum, düşük doğum kilolu bebek veya plasental enfeksiyon ve yırtılmalara sebep olabilmektedir. Erkeklerde ise prostatit veya sistite neden olabilmektedir.

Tanı

Kadınlarda vaginal, erkeklerde uretral akıntı örneği alınıp mikroskopik incelemede hareketli trikomonasların görülmesi ile konulur. Bazende vajinal smear de trikomonaslar bulunarak tanı konur.

Tedavi

Tedavide trikomonasa etkili olduğu bilinen antibakteriyel,antiprotozoal bir ajan kullanılır. Diğer antibiyotiklerin etkisi yoktur. Eşler birlikte tedavi edilmelidir.

Korunma

Cinsellikle bulaşan tüm hastalıklarda olduğu gibi tek eşlilik ve güvenli bir prezervatif kullanımı hastalıktan korunmayı sağlayacaktır.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Popüler İçerik
Kimler Online
Şu anda 299 misafir çevrimiçi
ALIŞVERİŞ
Anketler
Kozmetik ürünlerini internet üzerinden almak istermisiniz!
  
Destekleyenler
Estetik
Estetik
Ebim Bilişim
Estetik
Estetik
Deryasini

Umut Sümer
Çorlu Toki
İnci Gömlek
Sizin Siteniz.....

eXTReMe Tracker
Copyright 2004 - 2008 Vekozmetik.com All rights reserved.Mambo under the GNU/GPL License.