Avian İnfluenza (Tavuk Vebası, Kuş Gribi)
1. Giriş
Avian influenza, halk arasında tavuk vebası veya kuş gribi olarak da
bilinen, influenza A grubu virüslerin neden olduğu, kanatlı hayvanlarda
solunum ve sinir sistemine ait belirtilerle birlikte yüksek morbidite
ve mortalite hızı ile seyreden akut kontagiyöz bir hastalıktır.
Hastalık çok büyük ekonomik kayıplara yol açmaktadır.
İnfluenza virüsünün A, B, C olmak üzere antijenik tipleri mevcut olup,
B ve C antijenik tipinin sadece insanlarda hastalık oluşturduğu, A
tipinin ise kanatlılarda solunum ve sinir sistemine ait belirtilerle
karakterize avian influenza (Tavuk vebası) hastalığına sebep olduğu
bilinmektedir.
Avian influenza, Ortomyxoviridae ailesinden influenza grubuna ait RNA
genetik materyali bulunan influenza A virüsüdür. Patojenitelerine göre
değişmekle birlikte, kanatlı hayvan türlerinden izole edilen bir çok
serotip bulunmaktadır; bilinen 15 farklı Hemaglutinin (HA) ve 9 farklı
Neurominidase (NA) tipinin varlığı söz konusudur. Bilinen bütün yüksek
patojeniteli epidemilerin İnfluenza A virüsünün H5 ve H7 tiplerinden
kaynaklandığı bildirilmektedir.
2. Bulaşma ve Epidemiyolojik Bilgiler
Virüsün hava yolu ile taşınması bir kaç kilometre ile sınırlıdır.
Ayrıca hastalık böcekler, kan emici sinekler ve kemiriciler vasıtasıyla
enfekte hayvanlardan duyarlı olan hayvanlara mekanik olarak
bulaştırabilmektedir. Kuluçka süresi birkaç saat ile 2-3 gün arasında
değişebilmektedir.
Avian influenza 100 yıl önce ilk olarak İtalya’da tanımlanan ve
dünyanın değişik yerlerinde de zaman zaman epidemiler şeklinde ortaya
çıkan bir hastalıktır. Hastalığın doğal saklayıcısının göçmen su
kuşları -özellikle yaban ördekleri- olduğu belirtilmektedir. Virüsün
saklayıcıları enfeksiyona dirençlidir; ancak, diğer kuşlar duyarlıdır.
Evcil kanatlı hayvanlardan tavuklar ve hindiler hastalığa oldukça
duyarlı olup, bu hayvanlarda hızlı fatalite ile seyreden epidemiler
şeklinde otaya çıkmaktadır.
Hastalığın horizantal bulaşması (yatay bulaşma, hayvandan hayvana
bulaşma) çok rastlanan bulaşma şeklidir. Vertikal bulaşma (dikey
bulaşma, tavuktan yumurta yoluyla civcive geçiş) ile ilgili kesin bir
kanıt bulunmamaktadır.
Enfekte hayvanlardan elde edilen yumurtaların kabuklarında etkenin varlığı belirlenmiştir.
Hastalık kanatlılarda hafif bir hastalık tablosu şeklinde veya yüksek
bulaşıcılık ve hızlı fatalite gösteren ciddî epidemiler halinde
karşımıza çıkmaktadır. Hastalık etkeni enfekte hayvanlarla doğrudan
veya dolaylı olarak temasta bulunan evcil kümes hayvanlarına bulaşmakta
ve bu hayvanlar da şiddetli salgınlara sebep olabilmektedir. Hastalıkta
morbidite ve mortalite hızları % 100’dür.
Kuş ithalat ve ihracatlarının hastalığın epidemisinde önemli yeri
bulunmaktadır. Hayvan sirkülasyonlarıyla virüsler büyük bir alana
yayılmaktadır.
Son yapılan araştırmalar, virüsün esasen düşük patojeniteye sahip
olduğu, ancak kanatlı popülâsyonu arasındaki kısa süreli dolaşımı ile
mutasyona uğrayarak yüksek patojenite kazandığı merkezindedir.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) 1983-1984 epidemisinde H5N2
virüsü başlangıçta düşük bir mortalite hızına sahipken, altı ayda
yüksek bir patojenite kazanarak yaklaşık % 90’larda seyreden bir
mortalite hızına ulaşmıştır. Bu epidemide, kontrol için ABD’de yaklaşık
65 milyon dolar değerindeki 17 milyon kanatlı hayvan itlaf edilmiştir.
İtalya’daki 1999-2001 H7N1 influenza A alt tip epidemisinde de
başlangıçta düşük patojenite gösteren virüs, 9 ay içinde mutasyona
uğrayarak yüksek patojenite kazanmıştır. Bu epidemide de yine 13 milyon
kanatlı hayvanın bir kısmı ölmüş, bir kısmı da itlaf edilmiştir.
Enfekte çiftliklerin karantinaya alınması ve etkene bir maruziyetin söz
konusu olduğu sürülerin itlafı ile standart kontrol metotlarının
uygulanması hastalığın yayılmasını engellemek için gereklidir.
İnfluenza A yüksek bulaşıcılığı yanında çiftlikler arasında araç-gereç,
yiyecek, kafes, elbise veya diğer ekipmanlarla kolayca
taşınabilmektedir. Yüksek patojeniteli virüsler, özellikle çevre
ısısının düşük olduğu yerlerde, uzun süre canlı kalabilirler. Bu
nedenle korunma yöntemlerinin ve iyi bir sürveyans sisteminin
uygulanmaması durumunda epidemiler yıllarca sürebilir. Örneğin,
Meksika’da 1992 yılında görülen H5N2 epidemisi düşük bir patojenite ile
başlamış ve mutasyonla fatal bir karakter kazandığından 1995 yılına
kadar kontrol altına alınamamıştır. Bütün influenza A tipleri konağın
bağışıklık sistemine iyi adapte olmaları ve genetik değişime uğramaları
nedeniyle insanlarda düzenli mevsimsel epidemilere yol açmaktadır.
Avian influenza virüsünün normalde kuşlar ve domuzlar dışındaki
türlerde hastalık yapmadığı bildirilmekle beraber, 1997 yılında Hong
Kong’da kümes hayvanlarında meydana gelen ve virüsün H5N1 serotipinin
sebep olduğu salgında 18 kişide şiddetli solunum yolu enfeksiyonu
belirlendiği, bunlardan 6 kişinin öldüğü ve etkenin de kümes
hayvanlarında salgına neden olan etkenle aynı olduğu ilk defa
bildirilmiştir.
Yapılan araştırmalarda da bu kişilerin enfekte kümes hayvanlarıyla çok
sıkı temasta olduğu anlaşılmıştır. Yapılan genetik mahiyetli çalışmalar
insanlarda görülen hastalığın kanatlı hayvanlarda görülenler ile bir
benzerlik gösterdiğini ortaya koymuştur.
Bu vakalar ile Hong Kong’daki kanatlı hayvanlarda görülen influenza
arasında bir koinsidanstan bahsedilmektedir. Hong Kong’daki bu
epidemide bir buçuk milyon kanatlı hayvanın itlafı ile gerekli
önlemlerin alınması hastalığın insanlara geçişini ve büyük bir
pandeminin ortaya çıkmasını önlemiştir.
Hong Kong’da 2003 yılı Şubat ayında biri ölümle seyrede avian influenza
H5N7 alt tipli 2 vaka görülmüştür. Bu vakaların Güney Çin’e seyahat
ettiği hikâyesinin olduğu bildirilmiştir.
Şubat 2003’te Hollanda’da yüksek patojeniteye sahip H7N7 alt tipinin
sebep olduğu epidemide, bir veteriner hekimin ölümünün ve 83 hafif
hastalık tablosunun görüldüğü vakalar bildirilmiştir.
Yine Hong Kong’da 1999 yılında H9N2 alt tipine bağlı hafif seyirli iki
vaka, 2003 yılı Aralık ayı ortalarında da hafif seyirli bir vaka
bildirilmiştir. H9N2 alt tipi kanatlı hayvanlarda yüksek patojeniteli
bir seyir göstermemektedir.
Vietnam’ın kuzeyinde 2004 yılı Ocak ayında ciddi şiddetli solunum yolu
enfeksiyonu ile seyreden bazı vakalar görülmüş ve yapılan laboratuvar
incelemelerinde etkenin avian influenza A H5N1 olduğu belirlenmiştir.
Avian influenza virüsünün, mutasyonla insanlara yönelik olarak da
patojenite kazanabileceği ve salgınlara yol açabileceği ifade edilen
bilgiler arasındadır. Hastalığın insanlara bulaşması, enfekte
hayvanlara veya enfekte hayvanların dışkı, burun salgıları vb.
materyalleri ile kontamine olmuş yüzeylere temas sonucu ya da kontamine
materyallerden havaya karışan virüslerin solunması ile olabileceği
belirtilmektedir. İnsandan insana bulaşmanın olmadığı virüsün,
mutasyonla bu karaktere de sahip olabileceği ifade edilmektedir.
İnsanlardaki influenza A H5N1 serotipinin neden olduğu enfeksiyonlarda
ateş, boğaz ağrısı, öksürük, solunum güçlüğü ve viral pnömoni gibi
solunum sistemine ait belirtiler görülmektedir.
Avian influenzanın alt tiplerinden H5N1, hızlı bir şekilde mutasyona
uğraması ve diğer türler için enfekte edici nitelik kazanması nedeniyle
daha ciddî görülmektedir.
Hayatta kalan enfekte kuşlar dışkı ve ağız salgılarıyla en az 10 gün
süreyle virüsü çıkarırlar. Bu durum, hayvan satışları ve göçmen kuşlar
vasıtasıyla virüsün yayılmasına kaynak teşkil etmektedir.
H5N1 yüksek patojeniteli epidemilerin kaynağıdır. Aralık 2003
ortalarında Kore’de ve diğer Asya ülkelerinde özellikle halk sağlığını
tehdit eden etken olmuştur. H5N1 alt tipi 1997 yılında insanları direkt
enfekte etmiş ve 2004 yılı Ocak Ayı’nda tekrar ortaya çıkmıştır. Bu
yönüyle H5N1 alt tipi insanlar için daha büyük bir tehdit unsuru olarak
görülmektedir.
Aralık 2003’ten bugüne kadar belirtilen alt tipin sebep olduğu vaka ve
ölüm sayıları, 10.03.2004 itibariyle, Tayland’da 11 vaka, 7 ölüm,
Vietnam’da ise 22 vaka 15 ölüm şeklindedir.
Bu yılın başlarında ABD’ de görülen salgının etkeni avian influenza
A’nın H5N2 serotipi olarak belirlenmiş, ancak, bunun Asya’da görülen
serotiple bir bağlantısının olmadığı bildirilmiştir.
3. Tanı
İnfluenza tanısı için hızlı ve güvenilir test metotları mevcuttur.
Ülkemizde de gerek veteriner araştırma enstitüleri gerekse Refik Saydam
Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Laboratuvarlarının lüzumu halinde icap
eden çalışmaları yapabilecek alt yapıları bulunmaktadır.
4. Korunma ve Kontrol
Kanatlılarda hastalığın belirlenmesi halinde yetkili otoriteler gerekli
önlemleri almalı ve ilgili mevzuatı gereği karantina, itlaf ve
dezenfeksiyon uygulamalarını eksiksiz yerine getirmelidir. Ülkemizde bu
alandaki hizmetler Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından
yapılmaktadır.
Elde edilen bilgiler, hastalığın insanlardaki şeklinin, özellikle
hastalığın görüldüğü çiftliklerle alakalı olduğunu gösterdiğinden,
tavuk çiftliklerinde çalışanların korunma önlemlerini uygulamaları
(eldiven, maske, kişisel hijyen vb.) sağlanmalı, bu kişiler hastalıkla
ilgili olarak bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir.
Ayrıca, etkene bir maruziyetin söz konusu olması halinde, mevcutsa
etkili antiviral ilâçlarla profilaksi yoluna gidilebileceği de ifade
edilmektedir.
Virüsün, 56 °C’de 3 saate veya 60 °C’de 30 dakikada öldüğü
bildirilirken, formalin ve iyot bileşiklerine de duyarlı olduğu
belirtilmektedir. Ayrıca virüs, kontamine gübrede düşük ısılarda en az
3 ay canlı kalabilirken, suda 22 °C’de 4 gün, 0 °C’de ise 30 gün
canlılığını sürdürebilmektedir.
Hastalığın görüldüğü ülkelere seyahat edenler enfekte tavuk
çitliklerinden uzak durmalı ve iyi piştiğinden emin oldukları kanatlı
etleri ile yumurtaları tüketmelidirler. Kişisel hijyene de gerekli önem
verilmeli, eller sık sık sabun ve bol su ile iyice yıkanmalıdır.
Bunların yanı sıra, hastalığın görüldüğü ülkelere seyahat edenler,
dönüşlerinde 7-10 gün içinde ateş ve solunum sistemine ait belirtilerin
görülmesi halinde hekime başvurmalıdırlar.
5. Tavuk Vebası İle İlgili Ülkemizde Yapılan Uygulamalar
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından, kanatlılarda söz konusu
hastalıkla ilgili bir çalışma yapılmış ve hastalığın ülkemizde olmadığı
belirlenmiş olup, keyfiyet Uluslararası Salgın Hastalıklar Ofisine
(OİE) bildirilmiştir.
Ayrıca, hayvanlarda söz konusu hastalığa karşı mücadele ve alınacak
önlemlere ilişkin hususlar, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası
Yönetmeliği ve bu Yönetmeliğe bağlı olarak Tarım ve Köyişleri
Bakanlığınca yayımlanan Tavuk Vebası Hastalığına (Avian İnfluenza)
Karşı Korunma ve Mücadele Talimatnamesi ile düzenlenmiştir. Söz konusu
Talimatnamede, hastalıkla ilgili bilgilerden teşhis yöntemlerine,
numune gönderme şekillerinden korunma ve kontrol önlemlerine kadar
bütün bilgiler geniş bir şekilde yer almıştır.
Bunların yanı sıra Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünce
hastalığın görüldüğü ülkelere seyahat edenlere gerekli uyarılar
yapılmakta ve bu ülkelerden dönen kişilerin ülkemize girişlerinde avian
influenza yönünden muayenelerinin yapılması sağlanmaktadır.
Kaynak: T.C Sağlık BakanlığıSadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. Powered by AkoComment 2.0! |